BurcuBurcu |
"bazen virgül ağır gelir yazıya üç nokta gereksiz" |
Bu sayfayı tekrar açacağını biliyorum. Okumak için belki sinirlenmek için yine bana. Burda yazdığım her satır için beni affet. İntikam içindi belki, hırsımdan saçmaladım. Ya da sadece saçmaladım. Ama insan her zaman içten değildir yazarken. Bazen kendine bir dünya kurgular, orda yaşar. Orayı yazar, anlatır durur da bilmez neleri kırıp dökeceğini. Seni kırdım. Aptalın tekiyim işte zavallı aptalın biri.
Birini sevdim sandım aşıktım ya da değildim önemi yok artık sana duyduğum hisler öyle güçlü ki geçmişi sorgulayamıyorum. Ama ben kendimi sende temize çektim. Kimse öptüğünde ağlamadım bütün gözyaşlarım düştü kucağına. Ben düştüm onlardan önce. Ağlamasam daha mı az severdin beni? Sanmıyorum.
Bildiğim bir tek şey var. Seni tanıdığım günden beri hayatımda hiçbir şey eskisi gibi olmadı.
Seni seviyordum, aylardan ağustostu, 26. Sana seni seviyorum demenin planlarını yapıyordum. Onu bile söyleyemedim hatırlasana. 8 ay sonra doğum günün vardı sana dünyanın en şirin hediyesini hazırlayacaktım daha erkendi ama olsun. Ben yapacaktım bir şansım vardı sen yanımdaydın hayatımdaydın. Belki beni severdin. Ya sevmeseydin? Çaresizdim.
Seni çok seviyordum, aylardan eylüldü, 26. Ben aynı aptaldım söyledim sana “HOŞLANIYOR”dum senden, yalan. Düpedüz çok seviyordum. Sana itiraf etmek kolaydı da kendime itiraf etmek çok zordu. Kaçtın. Sessiz sedasız uzaklaştın tutamadım seni. Çaresizdim.
Seni çok özlüyordum, aylardan ekimdi, 26. Ben günlük tutardım sen bilmezken. Hatta her sayfaya onu çok özledim yazmıştım konuşmuyorken. Belki de konuşuyorduk biz her gün? Balkona çıkıp kahve içerken nerdesin sercan diye sorduğumda duymuyor muydun beni? Birinin elinde senin sigaranı görsem, birini sana benzetsem, seninle ilgili bir şey duysam ağlıyordum. Seni bekliyordum. Çaresizdim.
Seni affedemiyordum, aylardan kasımdı, 26. Konuşmamıştık 1 ay boyunca seni aramıştım ben her an yanımda. Yoktun. Nerdeydin? Bana neden hesap vermedin? Ne önemi vardı? Sen geldin. Geri geldin. Bir telefon çaldı. Saat sesi… Nefret edersin. İlk önce nefretin uyandı, sonra sesin. Nerdesin dedin uzaklaş ordan hatırlasana. Dursaydım orda o gece bana uzaklaş demeseydin seni aramasaydım ne olacaktık biz? Seni aradım. Seni tükendiğimde aradım. Çaresizdim.
Sana çok kızgındım, aylardan aralıktı, 26. Sevgilin olmayayım diye elinden geleni yapmıştın. “İki insan birbiriyle vakit geçirmeyi seviyorsa illa sevgili olmaları mı lazım?” diye sorduğunu hatırladın mı bana? Nasıl kırıldığımı, o bankta oturduğumuzda o gece? Bana tek kelime etmediğini? Ertesi gün hastanedeydim. Senin yüzünden diyemem. Ben gerçekten kötüydüm ama neden gelmedin? Neden duyduğun an koşup gelmedin yanıma? Hayat boyu unutulmayacak bir çizik daha. Sana kızıyordum. Bana ilgi gösteriyordun belki kaybetmekten korktuğun için belki de vicdan azabından. Sen benimle ilgilendikçe gururum kırılıyordu. Ama seni yavaş yavaş affediyordum. Başka şansım yoktu. Kalbime söz geçiremiyordum. Çaresizdim.
Sana çok aşıktım, aylardan ocaktı, 26. En büyük korkuyu yaşamıştım: Seni Kaybetmek. Bana geldiğinde 16 Ocaktı. Sana geçmişimi anlattığımda 17 Ocak. Beni affettiğinde 18. Geçen süre 3 gün değildi, 3 aydı, belki 3 yıl. Dürüsttüm sana karşı. Saklayacak tek kelimem yoktu. Bütün giysilerim yoktu sanki üzerimde, sen gözlerime bakınca içimi görüyordun. Beni öyle kabul et istedim öylece al kollarına sarıl ve bitsin. İlk defa biri sahip çıksın bana. Beni bilsin. Gerçekte ne yaşadığımı, neler hissettiğimi, içimde ne taşıdığımı bilsin. Bana bir şans daha verdin. Elimde tutuyordum, nereye koyacağımı bilmiyordum. Çaresizdim.
Sen bendin aslında, aylardan şubattı, 26. Hep yanımdaydın benimleydin. Her hücreni ezberledim. Sorsan hatırlamam bile ne sorun yaşadığımızı. Ama atlattık. Güçlüydük yan yana. Ben hala seni kaybetmekten korkuyordum. Çocukluktu benimki. Belki ben hep çocuktum. Yere düştüm, kanadı dizlerim. Sen tuttun elimden, ayağa kaldırdın. Belki de ben öyle görmek istedim seni. Sen hep orda duruyordun, ben geldim, sarıldım boynuna. Bu kış sahiden çok soğuktu. Çaresizdim.
Seni çok kıskanıyordum, aylardan marttı, 26. Kendi sevgimden korkuyordum en çok. Hata yapmaktan korkmuyordum, biliyordum ben sana hata yapamazdım. Bir kumardı oynadığım. Bilmediğim bir kumar. Belki de iskambil kağıtlarından kule yapıyordum. Başaramazsam gidecektin. Çaresizdim.
Seni seviyorum, aylardan nisan, 22. Kendimi affettirmeye çalışmıyorum. İçimi dökmek istedim. Düşünüyor ya insanlar aşk nedir diye. Aşk bir çaresizlik hali. Anlatmaya çalıştığım tek şey bu. Hala çaresizim.
Şimdi gitsen, sana dur demeye hakkım yok canımı bu acıtıyor işte. Sana soru sormam, üzerine gelmem yasak. Ama biliyorsun dayanamam ben. Son kez soruyorum:
Bana yine öyle sarılacak mısın?
Devamını beklemek neden?
“Sevgili Karen;
Eğer bunları okuyorsan, bir şekilde postalama cesareti buldum demektir. Aferin bana.
Beni pek...
mutsuzluğu illa bir şeye bağlamak mı lazım? uzun zamandır ilk defa hasta oluşumu ve uykusuz gecemi dün o kazakla gezip terlememe bağlıyorum mesela....
Sen her şeyin sabit kaldığına inanırken, insanlar hızla değişiyorlar.
Bir zamanlar bir şey olduğunda ilk ona anlattığın insan değişebiliyor, bir...
Seninle büyümek bizim için bir şerefti.
Barış abi sayende dünyaya renkli bakıyorum.
Barış abi sayende hayatımda müzik var.
Barış abi sayende dişlerimi her gün fırçalıyorum
diyorum ben bugünkü deneyimlerime bakarak..
Filmin; oynadığı 2 saat mi ne,...
*** kadınların sevgilerini dışa vurma gibi bi ihtiyaçları var. eğer sevgilileri yoksa hemcinslerine , kedilere , bebelere...